THRILLER: A CRUEL PICTURE
BİR ZALİM FİLM
Dünyada 68 olayları patladığında, tüm sanat dallarında olduğu gibi, müzik ve sinema da tavrını açık ve net bir şekilde ortaya koymakta gecikmemişti. Dönemin genç müzisyenleri, sertleştirdikleri saldırgan soundları ile herkesi şok ederken, sinemacı akranları da benzer bir tavırla seyircilerine karşı daha tavizsiz yaklaştılar. Bu yaklaşım kimi seyirciyi rahatsız ederken kimi seyirciyi de tahrik etti. Kanın gövdeyi götürdüğü, cinselliğin zincirinden boşandığı 70’li yılların şiddetli sineması, sinemaya bambaşka bir açıdan bakan kendi fanatik seyircisini de yetiştirmiş oldu böylece. Gördüğü her şeyi daha çabuk tüketen, daha fazlasını isteyen bu seyirci grubu karşısında yepyeni türler ve akımlar doğdu. Siyasi tavrı olsun olmasın, bu sinema türleri, önüne çıkan her şeye öfke ile saldırdı: Devlet, iktidar, savaş, aile... Neyse, lafı uzatmadan asıl konumuza girelim.
Thriller: A Cruel Picture, 70’li yılların sinemadaki bu sert tavrını en açık şekli ile yansıtan, biçimsel olarak da benzerlerinden hemen ayrılan cüretkâr bir İsveç filmi. 1972’de çekilmiş, çekildikten ancak iki yıl sonra içeriğindeki aşırı grafik şiddet ve pervasızca kullanılan porno sahneler yüzünden Amerika’da sansürlenerek gösterim şansı bulabilmiş, ardından gösterildiği hemen her ülkede aynı akıbete uğramıştır. Son derece etkileyici bir mizansen yeteneğine sahip olan yönetmen Bo Arne Vibenius’un hiçbir görsel limit tanımadan anlattığı film, türü patlatan bir yapım olarak tanımlanmıştır. Basit ama etkili bir intikam hikâyesidir.
Quentin Tarantino’nun fetiş sinema zevkinden dolayı adlarını tek tek duymaya başladığımız bu tarz filmlerin ardı sıra çıkması, türü sevenler için bir hazine sandığının keşfi gibidir kuşkusuz. Her türlü sinema yapıtını abur cubur ederek midesinde öğüten Tarantino’nun bu filmi ıskaladığını düşünmek saçma olur; Kill Bill’deki tek göz Elle Driver’ın nereden çıktığını tahmin edebiliyoruz çünkü. Elle Driver’ın kostümüne göre göz bantını değiştirme espirisi bile Thriller’ın ana karakteri Madeleine’e aittir. Tarantino’nun, grafik olarak tip yaratma başarısındaki sırrın, tür ayırmaksızın incelediği B Movie’lerle yakından alakalı olduğunu bilmeyen kalmadı zaten artık. Kill Bill’de görsel olarak öne çıkan Elle Driver’ın biçimsel referansı sayılabilecek Madeleine karakteri, 70’ler sinamasının önemli kült figürlerinden biridir.
Thriller: A Cruel Picture ya da o dönemki sinemalarda oynayan diğer sükseli ismi ile Thriller: They Call Her One’ın (Ona Tek Gözlü Derler) şiddet ve porno sahnelerine rağmen, ahlaksızlığa bir tepki olarak çekildiğini söyleyebiliriz. Filmi iki bölüme ayıracak olursak, ana karakter Madeleine’in (Christina Linberg) ilk bölümde maruz kaldığı şiddet ile ikinci bölümdeki intikam sekansları, bize Meir Zarchi’nin I Spit On Your Grave (1977) ya da Wes Craven’ın The Last House On The Left (1972) filmlerini hatırlatır. Yapıtı bu iki benzerinden ayıran en önemli özellik, dışavurumcu bir montaj desteği ile sinemasal dilinin, ağır basmasıdır.
Klasik temayı bir tarafa bırakacak olursak, Madeleine’in acıklı hikâyesinin kuruluşu ve stilize intikam sahnelerindeki deneysel çabanın, diğer örneklere nazaran daha kendine has olduğunu farkederiz. Filmin şaşırtıcı tarafı, bu tarz filmlerde görmeye alışmadığımız sağlam bir görsel güce sahip olmasıdır ve bu güçlü sinematografiyi Bergman’da aramak gerekir. Yönetmen Bo Arne Vibenius’un, geçmişinde Ingmar Bergman başyapıtı Persona’da yönetmen yardımcılığı yaptığı düşünülecek olursa, Bergman’ın paletinin izlerini hissetmemiz kaçınılmaz olacaktır.
İntikam sinemasının temel yapı taşı olan, ana karakterin kendi bireysel kararları ile adaleti yerine getirme durumu, bu filmde de sonuna kadar kullanılmıştır. Madeleine’in (Frigga yada Tekgöz de diyebiliriz) maruz kaldığı şiddete verdiği karşılık, filmin ikinci bölümünde daha önce hiçbir filmde görmediğimiz tavizsiz bir sinema dili ile ifade edilmiştir. Tamamen ağır çekimlerden oluşan uzun intikam bölümleri gerçekten çok şaşırtıcıdır. İntikam sahnelerinin ağır trans durumu, filmin nevi şahsına münhasır tavrını iyice keskinleştirerek, seyircinin film izleme bakışına ilginç bir kapı aralar. Bu oldukça uzun tutulan ağır çekimlere katlanabilmek için sıkı bir sinefil olmak gerektiğini belirtmek isterim. Elinizin tersi ile itelemeniz pamuk ipliğine bağlı olan bu film, orijinalliğinin büyük bir kısmını bu anlamsız gibi duran ağır çekim sahnelere borçludur. İç gıcıklayıcı elektronik bir müziğin eşlik ettiği bu ağır çekimler, garip cazibesi ile büyüleyici, ama zorlayıcıdır.
İstismar sinemasının kışkırtıcı tüm özelliklerini fazlasıyla taşıyan ve 70’li yılların muhteşem görsel dokusunu her karesinde buram buram barındıran Thriller’ın, türü sevenler tarafından baş tacı edileceğine şüphem yok. Yine de, sonradan eklenmiş gibi duran (büyük olasılıkla da sonradan eklenen) estetik yoksunu, yakın çekim çiğ porno sahneler, bu tarz sinemadan hoşlanmayanlara (hatta hoşlananlara) “aman canım, ne gerek vardı ki yani?” dedirtecek cinsten. Hikâyenin feminist yaklaşımını ters yüz eden bu bölümlerin filme yakışmadığını söyleyenler de çıkacaktır kuşkusuz.
Her türlü görsel şoku sınır tanımadan peşpeşe harmanlayan filmin meşhur göz çıkarma sahnesi, döneminde izleyenlerin ağır tepkileri ile karşılaşmıştır. Günümüz tekniğine kıyasla bile fazlasıyla gerçekçi denilebilecek bu sahne, kadavra kullanıldığına dair söylentileri de beraberinde getirmiş, türle alakalı olanlar arasında efsaneye dönüşmüştür.
Dönemin sert B Movie’lerinin beylik olmazsa olmazlarını sıralayacak olursak: Seks, tecavüz, vahşet, intikam, ölüm, araba patlatma, dövüş sanatları, düello vs..., Thriller’ın herbirinden fazlasıyla nasiplenmiş olduğunu söylemek pek abartılı olmayacaktır. Bazen seksi, bazen yavaş, bazen iğrenç... Ne dersek diyelim, İsveç’ten çıkan bu intikam senfonisi, kült klasikler arasında, en iyilerden bir tanesidir.
Senaryo itibarı ile yüzeysel olarak değerlendirilebilecek bu intikam hikâyesinin en büyük kozlarından biri de, İsveç’in erotik film kraliçelerinden Christina Linberg’in güzelliği ve filmin neredeyse tüm yükünü omuzlarında taşıyan ana karakter (dilsiz ve tek gözlü) Madeleine’i canlandırmaktaki üstün sayılabilecek performansıdır. 70’li yıllar ve 80 başlarında ülkemiz sinemalarını sarmalayan ucuz erotik-korku-fantastik filmler furyasını incelediğimizde, Linberg’in diğer (erotik olan) filmleriyle karşılaşıyoruz. Oyuncunun, zamanında çok ses getirmiş bu “önemli” filmi her nasıl olmuşsa sinemalarımıza uğramamıştır. Christina Linberg’le henüz tanışmamış olan B Movie tutkunlarına, şimdiden Laura Gemser ve Edwige Fenech DVD’leri arasında hemen bir yer açmalarını tavsiye ediyorum.
Filmin görünmeyen yıldızı olan yönetmen Vibenius’a gelince, filmografisine baktığımızda, Thriller öncesi ve sonrası Hur Marie traffade Fredrik (1969) ve Breaking Point (1975) adında iki ayrı filme daha rastlıyoruz. Bu filmlerin henüz DVD kopyaları olmadığından, bu ilginç yönetmenin sineması hakkında bildiklerimiz ne yazık ki sadece bir tek filmle sınırlı kalıyor. Thriller‘ın jeneriğinde senarist ve yapımcı olarak Bo Arne Vibenius’un adı geçerken, yönetmen kısmındaki Alex Fridolinski ismi kafanızı karıştırmasın; bu isim, Vibenius’un neden kullandığını bilemediğimiz, internette dolaşıp duran bir çok takma isminden sadece bir tanesi.
Synapse Films firması, yakın zamanda Thriller filminin iki ayrı DVD’sini Amerikan piyasasına sürdü. İlk çıkan edisyon Thriller: A Cruel Picture ismi altında Limited Edition ibaresi ile basılırken, peşinden gelen ikinci sürüm, Vengeance Edition, Thriller: They Call Her One Eye adı altında vitrinlere çıktı. Bu iki edisyonun da filmin orijinal negatiflerinden restore edilerek basılmış olması, bugüne kadar filmi bozulmuş VHS kopyalardan izlemeye mahkûm olan fanlar tarafından çoşkuyla karşılanmıştır. İnternetten takip ettiğimiz bu çoşkuya beni ve kült filmlerin kült yazarı Metin Demirhan’ı da katabiliriz buradan.
Bu baskılardan, Blu-Ray ve HD-DVD arifesinde, gözümüzün iyice alıştığı amiyane tabirle “cam gibi bir görüntü” beklemek yanlış olur. Yine de rahatlıkla, sürümlerin bu tarz bir filmin olabilecek en iyi şekilde piyasaya çıktığını belirtmekte fayda var.
Filmin, 25.000 adet limitli ilk baskısı zengin spesyalitesiyle insanın ağzının suyunu akıtacak cinsten. 107 dakikalık tamamen sansürsüz bu versiyonu, orijinal dilinde İngilizce altyazı ile izleyebilirsiniz. Trailer kısmında, filmin döneminde nasıl tanıtıldığına dair bilgi sahibi olacağınız, sinemalarda kullanılan farklı isimleri taşıyan üç ayrı fragman ve bir TV spotu yer alıyor. Afiş tasarımları tanıtım promosyonlarının olduğu kısmın dışında, Christina Lingberg’in erotik fotoğraflarından oluşan bir galeriyle birlikte prodüksiyon fotoğraflarının olduğu ayrı bir galeride 100’e yakın fotoğraf seçkisi var. Ayrıca, filmde olmayan bir kaç özel görüntü, kayıp bir dövüş sahnesi, Lingberg ve Vibenius filmografilerinin olduğu birer bölüm... Daha ne olsun? Bu tarz filmlerden hoşlanan sinefillere, hâlâ Amazon.com’da bulunabilen, yaklaşık bir buçuk yıl önce çıkmış sınırlı sayıdaki bu kopyayı tükenmeden almalarını öneriyorum.
İkinci baskı olan Vengeance Edition, porno bölümlerin tamamiyle kesildiği, göz çıkartma sahnesinin kısaltılmış hali ile piyasaya çıkarıldı. Aşırılıklardan hoşlanmayan izleyici kitlesini hedefleyen bu baskı, diğer edisyona göre 3 dakika daha kısa ve filme ait tek bir fragman dışında hiç bir özel eke sahip değil.
Son olarak, bu iki DVD’nin sıfır bölge koduyla basıldığını söyleyeyim de memleket tam olsun.
Yıllar yılı büyük firmalar tarafından görmezden gelinen bu bilinmeyen-sıradışı filmin, türe karşı incelikle yaklaşan Synapse Films tarafından çıkarılması büyük bir şans. DVD menüsünde, Ölüm, Yıkım, Kaos, İntikam sloganlarıyla bizi karşılayan Thriller: A Cruel Picture’ın seyirciyi ikiye bölen yapısını hatırlatarak, alacak olanlara 70’li yılların bu eşsiz transında iyi yolculuklar diliyorum.
DVD+ dergisi- Mayıs 2006
Oky
Dünyada 68 olayları patladığında, tüm sanat dallarında olduğu gibi, müzik ve sinema da tavrını açık ve net bir şekilde ortaya koymakta gecikmemişti. Dönemin genç müzisyenleri, sertleştirdikleri saldırgan soundları ile herkesi şok ederken, sinemacı akranları da benzer bir tavırla seyircilerine karşı daha tavizsiz yaklaştılar. Bu yaklaşım kimi seyirciyi rahatsız ederken kimi seyirciyi de tahrik etti. Kanın gövdeyi götürdüğü, cinselliğin zincirinden boşandığı 70’li yılların şiddetli sineması, sinemaya bambaşka bir açıdan bakan kendi fanatik seyircisini de yetiştirmiş oldu böylece. Gördüğü her şeyi daha çabuk tüketen, daha fazlasını isteyen bu seyirci grubu karşısında yepyeni türler ve akımlar doğdu. Siyasi tavrı olsun olmasın, bu sinema türleri, önüne çıkan her şeye öfke ile saldırdı: Devlet, iktidar, savaş, aile... Neyse, lafı uzatmadan asıl konumuza girelim.
Thriller: A Cruel Picture, 70’li yılların sinemadaki bu sert tavrını en açık şekli ile yansıtan, biçimsel olarak da benzerlerinden hemen ayrılan cüretkâr bir İsveç filmi. 1972’de çekilmiş, çekildikten ancak iki yıl sonra içeriğindeki aşırı grafik şiddet ve pervasızca kullanılan porno sahneler yüzünden Amerika’da sansürlenerek gösterim şansı bulabilmiş, ardından gösterildiği hemen her ülkede aynı akıbete uğramıştır. Son derece etkileyici bir mizansen yeteneğine sahip olan yönetmen Bo Arne Vibenius’un hiçbir görsel limit tanımadan anlattığı film, türü patlatan bir yapım olarak tanımlanmıştır. Basit ama etkili bir intikam hikâyesidir.
Quentin Tarantino’nun fetiş sinema zevkinden dolayı adlarını tek tek duymaya başladığımız bu tarz filmlerin ardı sıra çıkması, türü sevenler için bir hazine sandığının keşfi gibidir kuşkusuz. Her türlü sinema yapıtını abur cubur ederek midesinde öğüten Tarantino’nun bu filmi ıskaladığını düşünmek saçma olur; Kill Bill’deki tek göz Elle Driver’ın nereden çıktığını tahmin edebiliyoruz çünkü. Elle Driver’ın kostümüne göre göz bantını değiştirme espirisi bile Thriller’ın ana karakteri Madeleine’e aittir. Tarantino’nun, grafik olarak tip yaratma başarısındaki sırrın, tür ayırmaksızın incelediği B Movie’lerle yakından alakalı olduğunu bilmeyen kalmadı zaten artık. Kill Bill’de görsel olarak öne çıkan Elle Driver’ın biçimsel referansı sayılabilecek Madeleine karakteri, 70’ler sinamasının önemli kült figürlerinden biridir.
Thriller: A Cruel Picture ya da o dönemki sinemalarda oynayan diğer sükseli ismi ile Thriller: They Call Her One’ın (Ona Tek Gözlü Derler) şiddet ve porno sahnelerine rağmen, ahlaksızlığa bir tepki olarak çekildiğini söyleyebiliriz. Filmi iki bölüme ayıracak olursak, ana karakter Madeleine’in (Christina Linberg) ilk bölümde maruz kaldığı şiddet ile ikinci bölümdeki intikam sekansları, bize Meir Zarchi’nin I Spit On Your Grave (1977) ya da Wes Craven’ın The Last House On The Left (1972) filmlerini hatırlatır. Yapıtı bu iki benzerinden ayıran en önemli özellik, dışavurumcu bir montaj desteği ile sinemasal dilinin, ağır basmasıdır.
Klasik temayı bir tarafa bırakacak olursak, Madeleine’in acıklı hikâyesinin kuruluşu ve stilize intikam sahnelerindeki deneysel çabanın, diğer örneklere nazaran daha kendine has olduğunu farkederiz. Filmin şaşırtıcı tarafı, bu tarz filmlerde görmeye alışmadığımız sağlam bir görsel güce sahip olmasıdır ve bu güçlü sinematografiyi Bergman’da aramak gerekir. Yönetmen Bo Arne Vibenius’un, geçmişinde Ingmar Bergman başyapıtı Persona’da yönetmen yardımcılığı yaptığı düşünülecek olursa, Bergman’ın paletinin izlerini hissetmemiz kaçınılmaz olacaktır.
İntikam sinemasının temel yapı taşı olan, ana karakterin kendi bireysel kararları ile adaleti yerine getirme durumu, bu filmde de sonuna kadar kullanılmıştır. Madeleine’in (Frigga yada Tekgöz de diyebiliriz) maruz kaldığı şiddete verdiği karşılık, filmin ikinci bölümünde daha önce hiçbir filmde görmediğimiz tavizsiz bir sinema dili ile ifade edilmiştir. Tamamen ağır çekimlerden oluşan uzun intikam bölümleri gerçekten çok şaşırtıcıdır. İntikam sahnelerinin ağır trans durumu, filmin nevi şahsına münhasır tavrını iyice keskinleştirerek, seyircinin film izleme bakışına ilginç bir kapı aralar. Bu oldukça uzun tutulan ağır çekimlere katlanabilmek için sıkı bir sinefil olmak gerektiğini belirtmek isterim. Elinizin tersi ile itelemeniz pamuk ipliğine bağlı olan bu film, orijinalliğinin büyük bir kısmını bu anlamsız gibi duran ağır çekim sahnelere borçludur. İç gıcıklayıcı elektronik bir müziğin eşlik ettiği bu ağır çekimler, garip cazibesi ile büyüleyici, ama zorlayıcıdır.
İstismar sinemasının kışkırtıcı tüm özelliklerini fazlasıyla taşıyan ve 70’li yılların muhteşem görsel dokusunu her karesinde buram buram barındıran Thriller’ın, türü sevenler tarafından baş tacı edileceğine şüphem yok. Yine de, sonradan eklenmiş gibi duran (büyük olasılıkla da sonradan eklenen) estetik yoksunu, yakın çekim çiğ porno sahneler, bu tarz sinemadan hoşlanmayanlara (hatta hoşlananlara) “aman canım, ne gerek vardı ki yani?” dedirtecek cinsten. Hikâyenin feminist yaklaşımını ters yüz eden bu bölümlerin filme yakışmadığını söyleyenler de çıkacaktır kuşkusuz.
Her türlü görsel şoku sınır tanımadan peşpeşe harmanlayan filmin meşhur göz çıkarma sahnesi, döneminde izleyenlerin ağır tepkileri ile karşılaşmıştır. Günümüz tekniğine kıyasla bile fazlasıyla gerçekçi denilebilecek bu sahne, kadavra kullanıldığına dair söylentileri de beraberinde getirmiş, türle alakalı olanlar arasında efsaneye dönüşmüştür.
Dönemin sert B Movie’lerinin beylik olmazsa olmazlarını sıralayacak olursak: Seks, tecavüz, vahşet, intikam, ölüm, araba patlatma, dövüş sanatları, düello vs..., Thriller’ın herbirinden fazlasıyla nasiplenmiş olduğunu söylemek pek abartılı olmayacaktır. Bazen seksi, bazen yavaş, bazen iğrenç... Ne dersek diyelim, İsveç’ten çıkan bu intikam senfonisi, kült klasikler arasında, en iyilerden bir tanesidir.
Senaryo itibarı ile yüzeysel olarak değerlendirilebilecek bu intikam hikâyesinin en büyük kozlarından biri de, İsveç’in erotik film kraliçelerinden Christina Linberg’in güzelliği ve filmin neredeyse tüm yükünü omuzlarında taşıyan ana karakter (dilsiz ve tek gözlü) Madeleine’i canlandırmaktaki üstün sayılabilecek performansıdır. 70’li yıllar ve 80 başlarında ülkemiz sinemalarını sarmalayan ucuz erotik-korku-fantastik filmler furyasını incelediğimizde, Linberg’in diğer (erotik olan) filmleriyle karşılaşıyoruz. Oyuncunun, zamanında çok ses getirmiş bu “önemli” filmi her nasıl olmuşsa sinemalarımıza uğramamıştır. Christina Linberg’le henüz tanışmamış olan B Movie tutkunlarına, şimdiden Laura Gemser ve Edwige Fenech DVD’leri arasında hemen bir yer açmalarını tavsiye ediyorum.
Filmin görünmeyen yıldızı olan yönetmen Vibenius’a gelince, filmografisine baktığımızda, Thriller öncesi ve sonrası Hur Marie traffade Fredrik (1969) ve Breaking Point (1975) adında iki ayrı filme daha rastlıyoruz. Bu filmlerin henüz DVD kopyaları olmadığından, bu ilginç yönetmenin sineması hakkında bildiklerimiz ne yazık ki sadece bir tek filmle sınırlı kalıyor. Thriller‘ın jeneriğinde senarist ve yapımcı olarak Bo Arne Vibenius’un adı geçerken, yönetmen kısmındaki Alex Fridolinski ismi kafanızı karıştırmasın; bu isim, Vibenius’un neden kullandığını bilemediğimiz, internette dolaşıp duran bir çok takma isminden sadece bir tanesi.
Synapse Films firması, yakın zamanda Thriller filminin iki ayrı DVD’sini Amerikan piyasasına sürdü. İlk çıkan edisyon Thriller: A Cruel Picture ismi altında Limited Edition ibaresi ile basılırken, peşinden gelen ikinci sürüm, Vengeance Edition, Thriller: They Call Her One Eye adı altında vitrinlere çıktı. Bu iki edisyonun da filmin orijinal negatiflerinden restore edilerek basılmış olması, bugüne kadar filmi bozulmuş VHS kopyalardan izlemeye mahkûm olan fanlar tarafından çoşkuyla karşılanmıştır. İnternetten takip ettiğimiz bu çoşkuya beni ve kült filmlerin kült yazarı Metin Demirhan’ı da katabiliriz buradan.
Bu baskılardan, Blu-Ray ve HD-DVD arifesinde, gözümüzün iyice alıştığı amiyane tabirle “cam gibi bir görüntü” beklemek yanlış olur. Yine de rahatlıkla, sürümlerin bu tarz bir filmin olabilecek en iyi şekilde piyasaya çıktığını belirtmekte fayda var.
Filmin, 25.000 adet limitli ilk baskısı zengin spesyalitesiyle insanın ağzının suyunu akıtacak cinsten. 107 dakikalık tamamen sansürsüz bu versiyonu, orijinal dilinde İngilizce altyazı ile izleyebilirsiniz. Trailer kısmında, filmin döneminde nasıl tanıtıldığına dair bilgi sahibi olacağınız, sinemalarda kullanılan farklı isimleri taşıyan üç ayrı fragman ve bir TV spotu yer alıyor. Afiş tasarımları tanıtım promosyonlarının olduğu kısmın dışında, Christina Lingberg’in erotik fotoğraflarından oluşan bir galeriyle birlikte prodüksiyon fotoğraflarının olduğu ayrı bir galeride 100’e yakın fotoğraf seçkisi var. Ayrıca, filmde olmayan bir kaç özel görüntü, kayıp bir dövüş sahnesi, Lingberg ve Vibenius filmografilerinin olduğu birer bölüm... Daha ne olsun? Bu tarz filmlerden hoşlanan sinefillere, hâlâ Amazon.com’da bulunabilen, yaklaşık bir buçuk yıl önce çıkmış sınırlı sayıdaki bu kopyayı tükenmeden almalarını öneriyorum.
İkinci baskı olan Vengeance Edition, porno bölümlerin tamamiyle kesildiği, göz çıkartma sahnesinin kısaltılmış hali ile piyasaya çıkarıldı. Aşırılıklardan hoşlanmayan izleyici kitlesini hedefleyen bu baskı, diğer edisyona göre 3 dakika daha kısa ve filme ait tek bir fragman dışında hiç bir özel eke sahip değil.
Son olarak, bu iki DVD’nin sıfır bölge koduyla basıldığını söyleyeyim de memleket tam olsun.
Yıllar yılı büyük firmalar tarafından görmezden gelinen bu bilinmeyen-sıradışı filmin, türe karşı incelikle yaklaşan Synapse Films tarafından çıkarılması büyük bir şans. DVD menüsünde, Ölüm, Yıkım, Kaos, İntikam sloganlarıyla bizi karşılayan Thriller: A Cruel Picture’ın seyirciyi ikiye bölen yapısını hatırlatarak, alacak olanlara 70’li yılların bu eşsiz transında iyi yolculuklar diliyorum.
DVD+ dergisi- Mayıs 2006
Oky
