ÖZÜR
Uykusuz'un bu haftaki sayısında (18.03.2009), Cenzgiz Üstün'ün Tribal Enfeksiyon adlı köşesi, dergi hazırlığı esnasındaki teknik bir aksaklıktan(*) dolayı yayınlanamamıştır. Kendisininden ve Uykusuz okurlarından özür dileriz.
Uykusuz Teknik Ekibi adına
Evrim Güvenç
(*) Çok mu resmi oldu, o halde bir de şunu dinleyin. Sabah her şey güzel başlamıştı. Dergiye doğru evden çıkmadan önce aynaya bakıp "Olm enfes bir insansın, şu sıfata, şu yakışıklılığa bak, aslanım benim, vay be" diyerek kendimi zorlu dergi sabahlaması için motive etmiştim. Hep bunu yaparım, evden çıkmadan önce kafamı sevip, sırtımı sıvazlayarak gaza getiririm kendimi. Hatta sırtımın sıvazlayamadıgım kısımları için, sokaktaki seyyar çin malı satıcısından, el şeklindeki tahta zamazingodan bile almıştım ama onun sıvazlamak için değil, kaşınmak için kullanıldığını geç de olsa anladım.
Dergiye geldim. Dergimiz çok güzel, insanlar sevecendir. Her hafta dergiye geldiğim gibi zaten sevecen olduklarından birbirlerine sarılır halde bulduğum çalışma arkadaşlarımı ben de tek tek kucaklarım. O esnada orada olmayan diğer çalışma arkadaşlarımıza da feysbuktan "hug" veyahut da "poke" gonderirim ki hak geçmesin. Ah bilemezsin ey okur, birbirimize sarıldığımızda gözlerde beliren mutluluğu, bilmezsin bu sevgi selinin derginin içini dolduran sıcaklığını.
Gel gör ki, tam bütün arkadaşlarıma sarılıp, sıra Cengiz' geldiğinde, Cengizin "aman baba hastayım çok pis, hiç bulaşma bence, uzak dur" nidasıyla hevesimin kursağımda kalması bir oldu. "Ehe mehe" diyerek geçiştirsem de, dergiyi sarmış olan sevgi yumağının mutluluğu, yerini bir dosta sarılamamışlığın hüznüne ve burukluğuna bırkatı.
İşte bu şartlar altında başladım çalışmaya o gün. Çalıştım evet, verdim rengi, verdim degradeyi lakin aklımın bir kenarında "yav acaba Cengiz su almaya giderken bir anda karşısına çıkıp sarılsam mı?..", "yoksa tuvaletten çıkarken kapının arkasından hızla üstüne mi atlasam?..", "ya da Nuri'yle mesaj mı göndersem 'Evrim seni dışarda bekliyomuş abi, bi şey konuşacakmış' gibisinden?.." Velhasıl kelam, gece boyu bu düşüncelerden ve sarılamamışlığın hüzünden dolayı çorbaya dönmüş kafam, o harika insan Cengiz Üstün beyin bu haftaki köşesini yerleştirmeden dergiyi matbaaya göndermeme sebep verdi ne yazık ki ey okur. Fakat endişe etmeyiniz, bir daha böyle bir karışılığa sebebiyet vermemek adına mühim önlemler aldım kendi adıma. Feysbuktan Cengiz'e arkadaşlık talebi gönderdim. Eğer umduğum gibi kabul ederse, artık sarılamasak da pokelaşıcaz oradan. Evet.
Enfes insan Cengiz Üstün'den ve daha az enfes olmayan siz Uykusuz okurlarından tekrar özür dilerim efenim.