Çeşit Çeşit İnsan Var. Evet Umut, Var!
Efendim ilişikteki görüntüler, eşcinsellerin “gurur” yürüyüşünde çekildi. Fotoğraflarda da görebileceğiniz gibi, Umut efendi dalga geçse de, iddiam sonuna kadar doğrudur arkadaşlar, gerçekten de “çeşit çeşit” insan vardır.
Türkiye’de üstün zekalı televizyon muhabirlerinin ısrarla “bölücü örgüt bayrağı açtılar sayın seyircileeeer!” diye heyecan ve hararetle ekrana getirdiği, gay, lezbiyen, transseksüel, travesti, biseksüellerin sembolü olan gökkuşağı renkli bayraklarla süslü bir yürüyüşe şahit oldum.

Yürüyüşü bahane edip kendimi aklamaya çalışmıyorum, tam tersine çeşit çeşit insan var yaklaşımını bahane edip yürüyüşe gelmek istiyorum. Ömrü hayatımda bir çok gösteriyle gerek izleyici gerek bizzat aktivist olarak katıldım. Miting ve gösteri dünyasına yabancı değilim anlayacağınız. Ne yalan söyleyeyim bir çok gösteride kimi zaman atılan sloganlardan, kimi zaman gözüme çarpan detaylardan etkilenip boğazımın düğümlendiği, gözlerimin dolduğu olmuştur.
Eşcinsellerin gövde gösterisini (bu gövde gösterisiyle ilgili kelime esprisi yapma isteğine karşı koymak için, inanın elimden geleni yapıyorum) izlerken de böyle duygusal bir an yaşayabileceğim aklıma gelmezdi doğrusu. Neticede bol eğlenceli, müzikli, şamatalı ve gırgırlı bir yürüyüştü bu öyle ya.

Ama insan yanılabiliyor hele ki ben yanılmak konusunda oldukça profesyonelleşiyorum. Efendim türlü türlü cinsel tercihini, hayata bakışını sergileyen kortej, bin bir neşe ve eğlence içinde önümden geçerken anneler ve babalardan oluşan bir korteji görünce yukarıda anlattığım şey başıma geldi ve boğazıma bir yumru düğümleniverdi.

Nedenini anlatmak güç ama deneyeceğim. Elinde “Oğlum bir gay ve ok! (aslını isterseniz harika!)” dövizini taşıyan orta yaşlı annenin gözlerinde gördüğüm o kıvılcım, o mutluluk, korteje alkış tutan binlerce insan tarafından oğlunun olduğu gibi kabul edilmesinin verdiği sanki bir rahatlama… Hakikatten zor anlatması. Korteji izleyenler arasında benim gibi duygulanan var mı bilmiyorum ama gay ve lezbiyen ailelerinin korteji geçerken ansızın yükselen alkış dalgası bu konuda çok da yalnız olmadığımın işareti gibiydi. Belki ben, Türkiye’de bir çok aile bunu yapmaya yanaşamayacağı, çocuğunun tercihlerinden gurur duyduğunu ifade etmek bir yana, mahallesinde, köyünde, bucağında alay konusu olacağı için özgürlüğün önündeki bir duvarın daha dünyanın bir köşesinde, bir şekilde yıkıldığını görmüş olmanın mutluluğunu, yaşadım. Cinsel tercihleri toplumun alışılageleninden farklı olan insanların anne ve babaları, işte, gözümün önünde gururla, kabullenilmenin, normal görülmenin, davranışları için takdir edilmenin kıvancıyla yürüyordu.
Türkiye’deki, Anadolu’yu bir kenara bırakın; İstanbul’un göbeğindeki “farklı” hemşerilerimin durumunu düşündüm. Utanmaz emlak spekülatörleri, acımasız sadistleri tarafından sopalarla, hortumlarla, dayaklarla, linçlerle, medyatik operasyonlarla nasıl kovulduklarını, sindirildiklerini, baskıya uğradıklarını hatırladım. Şimdi milyonlarca dolarlık gayrimenkulun üzerinde oturan terbiyesizlerin bu servete ulaşmak için medyayı, polisi ve halkı nasıl kışkırttığını hatırladım.
Ailelerin ardından kiliseler korteji geçti. Vatikan’a küfredercesine, insanları Heteroseksüel olmaya zorlamaya karşı çıktıklarını, gayleri, lezbiyenleri, transseksüelleri ve travestileri de kiliselerine kabul ettiklerini, onları desteklediklerini ifade eden dövizleri taşırken hiç de politik görünmüyorlardı. Bunun izdüşümünü kurgulamaya çalıştım kafamda, bir türlü beceremedim.

Elbette bu yürüyüşten faydalanmaya çalışanlar da yok değildi. Büyük şirketler, gay ve lezbiyenlerin oylarına göz diken yerel politikacılar, pazarlamacılar, vali (ya da belediye başkanı artık), oranın İETT’si hatta polis teşkilatını temsil eden rengarenk bayraklı polisler!

Ve elbette bu durumu protesto eden sloganlarıyla bir kez daha boğazıma bir yumru düğümleyen anti otoriterler.
Beni en çok neşelendiren ise Susam Sokağındaki Edi ve Büdü'nün cinsel tercihini tartışmaya açan grup oldu. Ben daha çok Kurabiye Canavarı izleyicisiydim ve ne yalan söyleyeyim bu Edi ve Büdü'den ben de şüphelenmiyor değildim.
Çeşit çeşit insan önümden geçti gitti sizinle de paylaşmak istedim. Buyrun bunlar da kameraya takılan diğerleri:

Replikas - Deli Halayı şarkısı eşliğinde...

Şen Kankalar
Yüksek Topuklar
Donlu Adamlar
Babtist kilisesinin, satanist taraftarı
Sado Mazo İmparatoriçesiymiş bu da.
Söylemeyi unutmuşum, kiliselerin arkasından ateistler geliyordu.
